Hamileyim :)

Bebeklerle bu kadar iç içeyken kendi çocuğumu kucağıma alma duygusu hiç içimde bu kadar yoğun bir his uyandırmamıştı. Taa ki eczaneden gebelik testini alıp eve geldiğimde o pembe çizginin verdiği mutluluğu yaşayana kadar. Daha günler öncesinden -annelik böyle bir şey olsa gerek -gayri ihtiyarı elimi karnıma koyuyordum. Bu bir işaret olabilir miydi? Evet, kesinlikle bu bir işaretti. 🙂 Heyecanla eşimi beklemeye başladım. Vereceği tepkiyi aşağı yukarı tahmin etsem de yüzündeki ilk ifadeyi çok merak ediyordum. Kapı çalındı ve eşim içeri girdi. İlk tepkisi neden beni beklemedin oldu. Uzun uzun teste baktı; çok silik bu; emin olmak lazım deyip, nöbetçi eczane aramaya çıktı. Geldiğinde elinde 6 tane test vardı; eczacıya ne marka varsa ver demiş. Türk malı, Amerikan malı, Çin malı…  🙂 Hepsini yaptık, hepsi pozitif sonuç verdi. İçimiz bir kere daha rahatlamıştı.

Fotoğraf: Leyla Durdoğan

Ertesi sabah erkenden kan testi yaptırmaya gittim. Aslında idrar testi kan testinden daha garanti sonuç verirmiş. Bunu da sonradan öğrendim. Çünkü Beta-HCG hormonu gebelik durumunda kanda hemen görünmesine karşın idrarda geç belirti verirmiş. İdrar testinde dahi pozitif sonuç veriyorsa kesin gebesiniz demekmiş. Bilginize. Tabi bunu o zamanlar bilmediğimiz için biz heyecanla kan testinin sonucunu beklemeye başladık. Gün geçmiyordu sanki. Saat başı, test sonuçlarını mail atmışlar mı diye maillerimi kontrol ediyordum. Ve beklenen an! 🙂 Evet hamileyim 🙂

Share
Posted in Blog

Stefan’ın Yenidoğan Çekimi

Stefan, Uğurgel ailesinin küçük prensi. Çekimin son dakikalarına kadar bizi epey uğraştırdıysa da sonunda bu birbirinden keyifli kareleri yakalamayı başardık.  İşte Stefan’ın annesinin kucağında uyurken çektiğimiz yenidoğan fotoğrafları 🙂

 

 

 

Share
Posted in Blog

İlyas Bebeğin Yenidoğan Çekimi

İlyas, tam bir kış bebeği.  Yenidoğan çekimi de soğuk ve karlı bir güne denk geldi. Aslında biraz da şansız bir güne; tüm İstanbul’da elektriklerin kesildiği ve ısıtıcımı çalıştıramayıp soğuktan mağdur kaldığım o güne…

Sabahın erken saatlerinde başladığım çekim, güneşin yüzümüze vurmasıyla oldukça keyifli başladı. İlyas’ın annesi Özlem ve teyzesi Nurten Hanım tatlı sohbetleriyle günüme neşe kattılar. Çekim sırasında yardımlarını da unutamayacağım; Nurten Hanım’ın 30 derece sıcaklıkta örtünün altında ter dökmesi yüzümü her defasında gülümseten bir anı olarak kalacak bende. :)) İlyas’ın o pamuk pamuk görüntüsü de yenidoğan fotoğraflarımın favorileri arasında yer alacak her daim… Hele ki dudaklarını büzüp de bana poz verirkenki hali hala gözümün önünde. Teyzesinin söylediğine göre annesinin duruşuymuş bu. Şimdiden kime benzeyeceği belli yani küçük İlyas’ın; aman babamız duymasın :))

Çekimin ilk dakikalarında Özlem’in telaşlı ve tedirgin bakışları bir süre sonra yerini huzurlu ve mutlu bir gülümsemeye bıraktı. Hatta “Sen hep gelsene, ne güzel uyutuyorsun” gibi güzel sözlerle bile karşılaştım. Bu sözlerin beni oldukça mutlu ettiğini itiraf etmeliyim. Aslında İlyas son zamanlarda gördüğüm en uslu bebeklerden biriydi. Çekim boyunca bir kere ağladı.Kucağıma alıp uyutmaya çalışıyordum ki işte tam o anda olanlar oldu ve elektrikler kesildi. İlk önce basit bir arıza, biraz bekleyelim, nasıl olsa gelir dedik ama ısıtıcımı çalıştıramadığım için oda gittikçe soğumaya başladı ve İlyas’ı üşümemesi için giydirmek zorunda kaldık. Bir güzel sarıp sarmaladıktan sonra yatağına yatırdık. Bu arada dışarıda lapa lapa kar yağıyordu ve araba kullanmayı yeni öğrenen biri olarak eve nasıl döneceğimin muhakemesini yapıyordum içimden. Yarım saat, bir saat… Zaman geçiyor ama elektrikler hala gelmiyordu.

Sonradan farklı semtlerde bulunan kişilerden aldığımız duyumlar karşısında anladık ki tüm İstanbul’da genel bir arıza vardı ve kolay kolay geleceğe de benzemiyordu. E ama daha sadece birkaç kare çekebilmiştim. :(( Annesinin çok istediği Galatasaray forması ile yapacağımız çekim de dahil olmak üzere tüm planlarımız yarıda kalmıştı. Yapacak bir şey yoktu; yine de yüzümüzü gülümseten kareler yakalamıştık ve bunun için şanslıydık. Tabi bu şansın en büyük kaynağı da bu muhteşem aileydi…

Share
Posted in Blog

Arif Bebeğin Yenidoğan Fotoğrafları

Minik Mavi Prensimiz Uykuda
Geçen hafta çok keyifli bir çekimdeydim. Sevgili Yeşim’in biricik oğlu Arif’in yenidoğan fotoğraflarını çekmek için meslektaşım Filiz’le bir araya geldik. İlk önce bebeğimizin üşümemesi için odayı iyice ısıttık. Yalnız biraz fazla abartmış olacağız ki ilerleyen saatlerde epey ter döktük. Hatta Yeşim ben dayanamıyorum diyerek askılı bir bluz geçirdi üzerine. Arif bu arada melekler gibi uyuyordu. Bebeğimizi uyurken olduğundan daha da tatlı gösterecek aksesuarları çıkardık ve çekimimize başladık. Rahat çalışabilmemiz için Yeşim’in sabırlı ve sakin olması bizim için çok önemliydi ki Yeşim tahmin ettiğimizden daha da rahat davrandı. E tabi böyle olunca hem bizim işimiz kolaylaştı, hem de ortaya harika kareler çıktı. Birkaç kare çektikten sonra gözlerini açan Arif bebek sonrasında uyumamak için epey direndiyse de tüm uyutma çabalarımıza karşı sonunda yorgun düşerek uykuya daldı. Ve bu keyifli günün anısına geriye O’nun bu muhtşem pozları kaldı.
  
Share
Posted in Blog

Bebeğiniz Kolik mi?

Bebeğiniz sürekli ağlıyor, bu ağlamalar günün belli saatlerinde oluyor ve siz ne yapacağınızı bilemiyor musunuz? Endişelenmeyin. Sağlıklı bebeklerde görülen bu tarz sebepsiz ağlamalara “kolik” deniyor. Tabi siz yine de bebeğinizi bir doktora götürüp başka bir sorun olup olmadığı konusunda muayenesini yaptırmayı ihmal etmeyin. Eğer doktorunuz kolik konusunda hemfikir ise işte size birkaç naçizane tavsiye. ☺

Öncelikle bu bir hastalık değil. Tıbben karşılığı gaz sancısı ve bebeğe hiçbir zararı yok. Ama psikolojik açıdan size zararı dokunduğu açık. Bebeğinizin katılacağı korkusu ile kendinizi yıpratmayı bir yana bırakın ve rahat olun. Emin olun ki bu sonsuza kadar sürmeyecek; içiniz rahat olsun. ☺ Genellikle bebeklerin 2-3 haftalık dönemlerinde başlayan kolik, çoğunlukla 3’üncü ayda son buluyor.
Kolik ağrılarının neden olduğu konusunda kesin bir bilgi ne yazı ki yok. Ama annenin sütünden geçen bazı besinlerin bebeğin sancısını tetiklediği doktorlardan tarafından kanıtlanmış. Sizin yediğiniz gaz yapıcı besinler bebeğinizin de gazını artıracaktır. Bu yüzden yediklerinize dikkat etmenizde fayda var.

Dikkat Etmeniz Gerekenler

• Brokoli, brüksel lahanası, baharatlı yiyecekler, süt ve sütlü ürünler, mercimek gibi gaz yapıcı besinlerden bir süre uzak durun.
• Bebeğinizi mümkün olduğunca sadece anne sütü ile besleyin.

• Emzirirken bebeğinizin hava yutmamasına özen gösterin. Dik pozisyonda emzirin. Eğer biberonla besliyorsanız biberonu dik olarak tutun, yanlardan hava almamasına dikkat edin.

• Ayaklarını sıcak tutun, karnına ılık havlu (çok sıcak olmamasına dikkat edin) koyabilir, ara sıra ufak hareketlerle karnına masaj yapabilirsiniz. Bu onu rahatlatacaktır.
• Yanlamasına ya da yüz üstü yatırın.
• Her emzirme sonrası gazını muhakkak çıkarın.
• Bebeğinize gazını alması için rezene çayı verebilirsiniz.
• Stresten uzak durun ve rahat olun. Bebeğiniz sanıldığının aksine her şeyin farkında; algıları o kadar açık ki sizin gerginliğinizi hissediyor ve bu onu daha huzursuz yapıyor. Bu yüzden olabildiğince sakin olun.
• Müzik ruhun gıdasıdır sözünü boşuna söylememişler. Bebeğinize klasik müzik dinletin. Hatta kendiniz de dinleyin. ☺ Ayrıca müzik marketlerde satılan özel kolik CD’lerini de denemenizi tavsiye ederim. Bebeğin anne karnındayken duyduğu sesleri ve titreşimleri melodilerle harmanlayıp albüm haline getirmişler. Birkaç arkadaşımdan aldığım duyuma göre bebeği sakinleştirmede oldukça başarılı sonuçlar veriyor.

Bebeğinizle ağrısız, stressiz, sağlıklı günler diliyorum.

Kolik CD’si Özellikleri
0-3 yaş arası bebekleri rahatlatan müzikler…
Kolik bebekler için hazırlanan kolik albümü, özel frekanslardan oluşan melodileriyle sürekli ağlayan yenidoğan bebeklerin sakinleşmesini ve uykuya geçmesini sağlıyor. İçeriğinde anne rahim sound, özel frekanslar, bebekleri sakinleştirdiği bilinen beyaz gürültü ve melodilerin bileşiminden oluşan repertuvar yer alıyor. Bu albümün bebekler üzerindeki etkisi Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü tarafından tez konusu olarak incelenmiştir. Kolik albümünün kolikli bebeklerin sakinleştirilmesinde etkin ve kullanılabilir bir araç olduğu saptanmıştır.

Share
Posted in Blog

Yenidoğan Çekimlerinde Antialerjik Ürünler

Yenidoğan çekimlerinin olmazsa olmazı olan aksesuarlar, kartpostal tadında fotoğrafların en dikkat çekici tarafıdır şüphesiz. Renk renk örgü şapkalar, kız bebekler için çiçekli taçlar, melek kanatları, şallar ve örtüler… Her biri tasarım örneği, benzersiz ve göz alıcı…


Peki, bu aksesuarlar ne kadar sağlıklı? Hepimizin bildiği gibi bebeklerin cildi ilk doğduklarında oldukça hassas olur. Bu yüzden kullanılan her ürünün antialerjik olmasına dikkat edilmesi gerekir. Özellikle cildine temas eden kumaş ve yünlerin bebekler için özel üretilmiş dokuma yünlerden yapılmış olması ve kimyasal boya içermemesi önemlidir. Unutulmamalıdır ki bebeklerin cildi biz yetişkinlere göre daha narin, ince ve kurudur.
Bu yüzden yenidoğan çekimlerinde antialerjik iplik ve malzemelerin kullanılması benim için önemli. Tüm ürünlerin doğal olmasına özellikle dikkat ediyorum. Ciltlerinde kızarlıklık, kaşıntı ve alerjiye neden olacak yünleri tercih etmiyorum. Ayrıca her çekim sonrası tüm malzemeleri dezenfekte ediyorum. Sizler de ilk günlerde bebeğinizin kıyafetini, battaniyesini, özellikle de tenine direkt temas edecek iç giyimini seçerken dikkat edin. Unutmayın ki bebeğinizin sağlığı her şeyden daha önemli.

Share
Posted in Blog

Derin Nur’un Doğumu

Derin Mutluluk

Telefon çalıp da ilk haberi aldığımda sevinçten yerimde duramadım. Dünyalar güzeli bir kız bebeğin doğumu gerçekleşecekti ve her şeyden öte bu benim ilk doğum fotoğrafçılığı tecrübem olacaktı. Ertesi gün büyük bir heyecanla soluğu hastanede aldım. Odaya çıktığımda karşımda ışıl ışıl gözleriyle bana bakan bir anne ve dünyalar tatlısı, birbirine kenetlenmiş kocaman bir aile vardı. Ellerim tir tir titrerken güler yüzleriyle bana enerji veren bu aile bir anda içimdeki tüm endişeyi alıp götürdü. Elime kamerayı aldığımda hissettiğim tek şey derin bir huzur ve mutluluktu.

Odanın içinde dört dönen babanın heyecanı her hareketinden rahatlıkla görülebiliyordu. Bir yandan eşinin ellerini tutup destek olmaya çalışıyor, bir yandan da kameraya çekiyordu. Odanın içi pembe balonlar ve süslerle bir masaldan farksızdı. Masalın küçük kahramanlarından biri de hiç şüphesiz küçük kardeşdi tabi. Doğum zamanı gelip de Funda göz yaşlarıyla koridorda uğurlanırken ‘Sen de geliyorsun değil mi?’ diye sordu ellerimi tutarak. Korku, endişe, heyecan; duyguları karmakarışıktı belli. Ona destek olmak için elimden geleni yapmaya hazırdım. Son bulduğunu zannettiğim heyecan içimde bir anda tekrar alev aldı. Belli etmemeye çalışıyordum; güçlü olmalıydım. Aslında her zaman metanetli olmamla övünürüm; hatta ailede en güçlü yapıya sahip fertlerden de biriyimdir. Ama tarifi imkansız bu duygu pek söz dinlemiyor.

Funda gözlerimin içine bakarken tüm gücümü topladım. Tabi dedim gülümseyerek; ‘Her şey güzel olacak, yanındayım.’ Doğumhaneye indiğimizde ikimizin de kalbi tek bir şey için atıyordu. Doğumun epidural sezaryan olması bu mutluluğu aynı anda yaşayacak olmamız açısından da önemliydi. Doğum gerçekleşmeye başladığı anda hissettiğim şey, eşi benzeri olmayan, tarifi imkansız bir duyguydu. Her karesinde aşk olan bir duygu. Funda bebeğini kollarının arasına aldığında hayat onun için yeniden başlamış, güneş yeniden doğmuştu. Tabi benim için de; her doğum anında tekrar tekrar hissedeceğim bu duyguyla hayata yeniden başlayacağıma emindim o anda. Ama benim ilk heyecanım ve içimde derin bir iz bırakacak ilk minik prensesim Derin Nur’du. Hoşgeldin Derin Nur…

Share
Posted in Blog