Tag Archives: doğum fotoğrafları

Yenidoğan Bebeklerde Uyku Düzeni

Şüphesiz annelerin en zorlandıkları konuların başında uykusuzluk gelir. Kendi adıma bunun ilk başlarda en temel zorluklardan biri olduğunu söyleyebilirim. Bebeğim- Ali Doruk- 8 aylık oldu ve artık uyku düzeni oturdu diyebilirim. Artık geceleri en azından bir kere uyanıyor ve mamaya kalkıyor. Aslında 8 aylık bebeklerde doktorların çoğu daha sağlıklı bir uyku için katı mamayla daha tok yatırarak artık yavaş yavaş gece sütünden kesmek gerektiğini vurguluyor ama Ali Doruk henüz daha tam olarak bu sistemi benimseyemedi. Ben de açıkçası uykumdan biraz ferakat edip onu çok fazla bu konuda zorlamak istemiyorum. Nasıl olsa zamanla bir düzene oturacaktır diye düşünüyorum, en azından öyle umuyorum. 🙂

yenidogan 01

Şimdi gelelim yenidoğan bebeklerin uyku düzenine:

Yenidoğan bebekler genellikle günde 16-20 saat uyurlar. Bu tabi bebekten bebeğe değişiklik gösterebilir. Bazı bebekler daha az uyku düzenine sahip olabilirler Tracy Hogg’un araştırmasına göre bebeklerin günlük uyku süresi şöyledir;

0-1 ay: 19-21 saat

2-3 ay: 16-18 saat

4-6 ay: 15-16 saat

6-9 ay: 13.5-16 saat

10-12 ay: 13-15 saat

13-24 ay: 13-14 saat

Her bebeğin yetişkin bir bireyde olduğu gibi derin uyku, hafif uyku ve REM (Rapid Eye Movement) uykusu gibi uyku döngüleri vardır. Hızlı Göz Hareketleri kelimelerinin baş harflerinden oluşan REM uykusu, rüyaların görüldüğü ve beyin gelişiminin oldukça önemli olduğu bir süreçtir.  Bebekler ilk doğduklarında REM uykusu uyurlar; bu yüzden sık sık uyanırlar. Bebeklerin derin uykuya geçmesi genellikle 20 dakika sürer.

Bebeğimi Nasıl Uyutmalıyım?

Her annenin bebeğini uyutma metodu farklılıklar gösterir. Her ne kadar çevrenizden şöyle yap, böyle uyut gibi öneriler gelse de siz kendinizi ve bebeğinizi rahat ettirecek bir sistem geliştirmişsinizdir elbet. Ben yine de kendine bir metod bulamamış taze anneler için birkaç önemli ipucu vermeye çalışacağım.

Uyku Saatlerine Dikkat Edin: Öncelikle iyi bir uyku için bebeğinizin düzenli saatlerde yatması gerektiğini unutmayın. Ayrıca ‘benim bebeğim her yerde uyumaya alışsın’ fikri her zaman kabul görmeyebilir. Eğer uyku sorunları yaşayan bir bebeğiniz varsa ilk adım bu problemi ortadan kaldırmak olmalıdır ki bu da uyku rutinini sağlamakla olur. Bebeğinizi her akşam aynı saatte yatırmaya özen gösterin. Gün içinde uyuduğu saatleri not edin. Sonrasında uykusunu bir düzene oturtmak için buna ihtiyacınız olacak.

Uyku Uykunun Mayasıdır: Uyku uykunun mayasıdır sözü doğrudur ve tarafımdan tescillenmişitir. 🙂 Gün içinde uyumamış bir bebeğin gece uykuya dalması daha zor olur. “Bütün gün uyumadı, gece iyi uyur” düşüncesi tamamen yanlıştır.

Küçük Dokunuşlar: Akşam uykusuna geçmeden önce onu yoracak ve uykusunu açacak aktivitelerden uzak durun. Karnının iyice tok olduğundan emin olun. Ilık bir banyo, onu sakinleştirecek bir müzik, hafif bir masaj veya ufak dokunuşlar (iki kaşının arasını küçük parmak hareketleriyle okşayabilirsiniz.) bebeğinizi rahatlatacak ve daha çabuk uykuya dalmasını sağlayacaktır.

Uyku Arkadaşı Edindirin 4. aydan itibaren bir uyku arkadaşı da edindirebilirsiniz. Bu, yumuşak, eliyle rahatça kavrayabileceği küçük bir oyuncak olabilir. Alışması için yatağından çıkarmayın, her gece uykudan önce yanına koyun, eline verin, hafifçe yüzüne sürün. Zaman içinde uyku arkadaşına alışacaktır. Ali Doruk daha çok üzerine örttüğüm örtü yardımıyla uyuyor. Örtüyü yüzüne çekiyor ve öyle uyuyor.  Bu da sizin için bir kaynak olabilir.

yenidoğan  Untitled-1

Kendi Yatağında Yatırın: Uzmanlar bebeğin ilk aylardan itibaren kendi odasında, kendi yatağında yatması gerektiğini vurguluyor. Bunun psikolojik gelişim açısından da oldukça önemli olduğunun altını çiziyor ama ben bunu henüz uygulayamadım o ayrı. 🙂 Açıkçası geceleri her ağladığında yataktan kalkıp odasına gitmek pek işime gelmedi. Bunun yerine yanımda, park yatakta yatırdım. Bir de sürekli üstünü açtığı için içim rahat etmedi. Ama yakın zamanda odasını ayırmayı planlıyorum. Bakalım nasıl olacak, göreceğiz, sanırım zor günler bizi bekliyor. 🙂

Sakin Olun: Bebeğiniz en küçük şeyi hisseder. Siz onu uyutmaya çalışırken yaydığınız enerji ona da geçecektir. Uyumayacak düşüncesiyle strese girmeniz normal ama sakin olmanız bebeğinizin daha huzurlu olmasını sağlayacak ve daha kısa sürede uykuya geçmesine olanak verecektir. Asla bebeğinizle inatlaşmayın. Ona ninni söyleyebilir ya da masal anlatabilirsiniz. Bu hem bebeğinizi hem de sizi sakinleştirecektir.

Ufak Detaylar: Odanın çok sıcak ya da soğuk olmadığından emin olun. Işıkları kapatın. İlgisini çekecek şeyleri ortadan kaldırın. (Örneğin su buharı makinesinin ışığı. Bu örneği vermemin nedeni bilhassa bunu yaşamış olmamdır. 🙂 İlk su buharı makinesini aldığımızda gözünü ondan ayırmıyordu. Dolayısıyla uykusu kaçıyordu. Ben de çözümü o uyuduktan sonra çalıştırmakta buldum.  🙂

Ferber ya da Tracy Hogg yöntemini uygulayabilirsiniz: Ferber yöntemi Tracy Hogg’a göre biraz daha katı aslında. İlk önce bebeğinizi rahatlatacak yöntemlerle uykuya hazırlayın. Biraz önce bahsettiğim gibi banyo yaptırmak ya da masal anlatmak gibi…  Uyku vakti geldiğinde bebeğinizi yatağına yatırın ve odadan çıkın. İlk önce 5 dakikada bir, daha sonra 10 dakikada bir gittikçe aradaki süreyi uzatarak odaya girin, ışığı açmadan bebeğinizin yanına gidin ve onu hiçbir şekilde kucağınıza almadan pişpişleyerek sakinleştirdikten sonra tekrar odadan çıkın. Her gece bir öncekinden daha geç odaya girmeye başlayın. Tabi ağlamalarına dayanabilmek biraz zor. Ferber yöntemine göre bebeğiniz 3-4 gün içinde kendi kendine uyumaya alışacaktır. Bu yöntemi uygulamak için bebeğin 4-6 aylık süreci doldurmuş olması gerekiyor.

yenidogan001

Ferber yöntemine karşı çıkanlar var tabi. Özellikle Co-Sleep “Yakın Uyuma” metodunu savunanlar bu sistemi doğru bulmuyor. Bebeği ağlatmanın çocuğun anne babasına ve çevresine olan güvenini sarstığını iddia ediyorlar. Yakın Uyuma metodunu tercih eden annelerin her birinin farklı sebepleri bulunuyor. Bunlardan biri, annenin bebek her ağladığında yataktan kalkmaya üşeniyor olması ki bu beni tarif ediyor. 🙂 Bir grup anne de bebeğinin yüz üstü dönüp boğulma tehlikesine karşı önlem olarak yanında istiyor. Kısacası her annenin kendine göre farklı sebepleri var. Ama hepsinin ortak buluştuğu bir şey de var ki bebeğine yakın olma duygusu her şeyin önüne geçiyor. 🙂

Tracy Hogg yöntemine bakacak olursak özetle Yatır-Kaldır Yöntemi olarak nitelendirebiliriz. Tracy Hogg aslında İngiliz kökenli bir bebek hemşiresi. Ferber’e kıyasla bebeğin güven duygusu oldukça önemli. Bu yüzden bebeği ağlatmamak birinci öncelik. Kucağa alıp sallama, emzik verme gibi alışkanlık yaratacak şeylerden bebeği uzaklaştırmak gerektiğini vurguluyor. Bunlar bebeğin uyku kalitesini etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Yatır-kaldır yönteminin içeriğine gelecek olursak; Öncelikle bebeğin günlük rutin alışkanlıkları içinde uykuya hazırlıyorsunuz. Ilık bir banyo yaptırmak, ninni söylemek, uyku arkadaşını yanına vermek gibi.  Daha sonra bebeğinizi karyolasına koyup kendi başına uyuması için yanından ayrılıyorsunuz. Eğer ağlamaya başlarsa 6 aydan küçük bebekler için kucağınıza alıp sırtını hafifçe sıvazlayıp pat pat vurarak “şşşşşş” sesini çıkarıyor ve sakinleştirmeye çalışıyorsunuz. Ağlaması kesildiğinde yerine yatırıyor, tekrar ağlarsa aynı metodu tekrarlıyorsunuz. Ve bu yöntem bebek uyuyana kadar bu şekilde devam ediyor.

Bebeğiniz 6 aydan büyükse kendi başına bağımsız hareket etmeye başlamış demektir. Ayağa kalkıyor, karyolasına tutunup çığlıklar atıyor ve sizinle iletişim kurabiliyordur. Eğer yanına gittiğinizde uyanmışsa onu kucağınıza almadan yavaşça yerine yatırıyorsunuz. Bu dönemde uyumasına yardımcı olabilecek bir uyku arkadaşı edinebilirsiniz. Ayrıca onu rahatlatacak müzikler de işinizi kolaylaştıracaktır. Bu yöntemlerin tümünde unutulmaması gereken bir şey var ki o da tutarlı ve sabırlı olmanız. Çünkü bebekler sizin koyacağınız kurallar çerçevesinde bir düzene alışacaktır. Siz bu metodları sistemli bir şekilde her gün uygulamazsanız bebeğinizin bir uyku düzenine alışması çok zor. Unutmadan bu yöntemi gündüzleri ve geceleri olmak üzere en az iki, üç hafta denemeniz öneriliyor.

Zorlu bir maraton sizi bekliyor. 🙂 Zorlu, ama her anı yüzünüzü gülümsetecek kadar da keyifli bir maraton. Yönteminizi kendiniz belirleyecek sizin ve bebeğinizin rahatı için hangisi uygunsa ona siz karar vereceksiniz. Bazı geceler belki de hiç uyumayacaksınız, yorulacaksınız, kendinizi yetersiz hissettiğiniz dönemler olacak ama bebeğinizin bir gülüşü her şeyi unutturacak size; mutlu olacak, hayatın o doğduktan sonra başladığını ve o nefes aldıkça nefes aldığınızı hissedeceksiniz. Ve şükredeceksiniz.

 

Share
Posted in Blog Also tagged , , , , , , |

Bebeğinizin Fotoğrafları Kartpostala Dönüşsün

Geçmişten izler, çocukluğumuzdan da bir parça taşır kartpostallar, bizi eskilere götürür. Baktıkça hatıralarımızdan kısa bir film yansıtır gözümüzün önünde; ya gülümsetir ya da ağlatır…

Ama bir ömür boyu saklanır. Çünkü her bir kelimesinde özlem ve emek vardır. Her şeyden önemlisi de sevgi vardır. Unutulmaya yüz tutmuş bu kartpostallar şimdi bebeğinizin fotoğrafları ile yeniden hayat buluyor.

yenidogan kartpostal 1

Bebeğinizle beraber yapacağımız keyifli bir konsept çekimle birbirinden güzel kartpostalların sahibi olacaksınız. Her birinde bebeğinizin fotoğraflarının yer aldığı bu kartpostalları sevdiklerinize göndererek onlara eşsiz bir hediye verebilirsiniz.

banner

Siz de bebeğinizin kartpostal tadında fotoğrafları olsun istiyorsanız bunun için yapmanız gereken tek şey, çekim için dt@dilatasman.com’a mail atmak. Üstelik şimdi yenidoğan çekimleri  %20 indirimli ve 10 kartpostal hediyeli.

 

Hediyeler bununla da bitmiyor; mail atan kişiler arasından yapacağım çekilişte bir kişiye albüm hediye ediyorum.

Bebeğinizle sağlıklı, her anı mutlu, renkli bir hayat diliyorum. 🙂

 

yenidogan kartpostal 4

yenidogan kartpostal 2

yenidogan088

yenidogan kart 3

yenidogan kartpostal 6

yupp2   

yenidogan kartpostal3

yenidogankartpostal09

 

yenidogankartpostal4

Share
Posted in Blog Also tagged , , , , , , , , |

Ali Doruk’la Hayata Merhaba

alidoruk

Her anı hafızamda yıllar boyu saklı kalacak bir gün… Ali Doruk’un, canım oğlumuzun hayata merhaba dediği o büyük gün; elinin elime değdiği, nefesini nefesimde hissettiğim, kokusunu içime çektiğim o kutsal gün…

İtiraf etmek gerekirse hamileyken bu kadar yoğun duygular yaşayacağımı beklemiyordum. Heyecanım ve içimi kıpır kıpır eden bir şeyler vardı elbet ama hiçbiri oğlumu kucağıma aldığım anki kadar yoğun değildi.

5 mayıs günü erkenden gelişiyle bize sürprizlerin en büyüğünü verdi Ali Doruk. Normal doğum beklerken aniden sebebi bilinmeyen bir ateşle hastaneye gittim. Enfeksiyon olma riskine karşı vakit kaybetmeden sezeryanla bebeğin gelmesinin daha doğru olacağı kararına varıldı. Heyecandan elim ayağım titriyordu; saniyeler içinde aklımdan onlarca soru geçti. Cevabını bulamadığım, içinde korku saklı sorular… Telaşdan doktora “Hemen şimdi mi?” diye sorduğumu hatırlıyorum. Hazır değildim, hem de hiç. Ama doktorum Prof. Dr. İbrahim Bildirici, o güzel enerjisi ve güleryüzüyle tüm endişelerime bir anda son verdi. Sevgili Çiseren Korkut’un blog yazısıyla tanıdım ilk olarak İbrahim Bildirici’yi ve doğrusunu söylemek gerekirse o yazı kendisini tanımamda en büyük kaynak oldu. Sonrasında birkaç arkadaşımın ve doktor ahbaplarımızın da teşvikiyle tanışmış olduk İbrahim Bey’le. İyi ki tanımışım… Kendisine ve Çiseren’e sonsuz teşekkürler… 🙂

alidoruk1

Doğum fotoğrafçısı olmak, böyle bir deneyimi yakından tanımış olmak bir rahatlık diye düşünürdüm hep kendi adıma ama yalanmış. 🙂 O rahatlık vizörün arkasından bakarken oluyormuş. Ameliyat masasına yattığımda sanki ilk defa orada bulunuyormuş gibi hissetttim. Anesteziste göre oldukça sakindim aslında. Karşılıklı espriler bile yaptık ama içimde hissettiklerim bambaşkaydı. Endişe, korku, hüzün, mutluluk, huzur, aşk, gözyaşı ve tüm duyguların karıştığı işte o dakikalarda ilk tanışma. Kokusunu içime çektiğim o unutulmaz an… Dokuz ay boyunca her anım mutlu bir bekleyişin hatıralarıyla doluydu; şimdi her dakikası yüzümü gülümseten koskoca bir hayata merhaba diyorum. Merhaba bebeğim, iyi ki varsın. Ve canım aşkım -Emre Taşman- sen de iyi ki hayatımdasın. (Bu son cümle sonradan eklendi. Kendisi yazıyı okuduktan sonra kendi adını göremeyince biraz sitem etti de. :))

Doğumda yanımda olup desteğini esirgemeyen eşimin kardeşi Zeynep Şanver’e; doğumuma yetişemese de sonrasında çektiği güzel karelerle mutluluğumuzu ölümsüzleştiren canım arkadaşım Leyla Durdoğan’a ve yine işinin gücünün arasında kamerasını kapıp gelen, birbirinden güzel fotoğraflarla bana hediyelerin en büyüğünü veren güzel insan Filiz Dibi’ye teşekkür ediyorum.

 

Fotoğraf: Zeynep Şanver

Fotoğraf: Zeynep Şanver 

Fotoğraf: Leyla Durdoğan

Fotoğraf: Filiz Dibi

Share
Posted in Blog Also tagged , , , , , , |

Stefan’ın Yenidoğan Çekimi

Stefan, Uğurgel ailesinin küçük prensi. Çekimin son dakikalarına kadar bizi epey uğraştırdıysa da sonunda bu birbirinden keyifli kareleri yakalamayı başardık.  İşte Stefan’ın annesinin kucağında uyurken çektiğimiz yenidoğan fotoğrafları 🙂

 

 

 

Share
Posted in Blog Also tagged , , , , , , |

Arif Bebeğin Yenidoğan Fotoğrafları

Minik Mavi Prensimiz Uykuda
Geçen hafta çok keyifli bir çekimdeydim. Sevgili Yeşim’in biricik oğlu Arif’in yenidoğan fotoğraflarını çekmek için meslektaşım Filiz’le bir araya geldik. İlk önce bebeğimizin üşümemesi için odayı iyice ısıttık. Yalnız biraz fazla abartmış olacağız ki ilerleyen saatlerde epey ter döktük. Hatta Yeşim ben dayanamıyorum diyerek askılı bir bluz geçirdi üzerine. Arif bu arada melekler gibi uyuyordu. Bebeğimizi uyurken olduğundan daha da tatlı gösterecek aksesuarları çıkardık ve çekimimize başladık. Rahat çalışabilmemiz için Yeşim’in sabırlı ve sakin olması bizim için çok önemliydi ki Yeşim tahmin ettiğimizden daha da rahat davrandı. E tabi böyle olunca hem bizim işimiz kolaylaştı, hem de ortaya harika kareler çıktı. Birkaç kare çektikten sonra gözlerini açan Arif bebek sonrasında uyumamak için epey direndiyse de tüm uyutma çabalarımıza karşı sonunda yorgun düşerek uykuya daldı. Ve bu keyifli günün anısına geriye O’nun bu muhtşem pozları kaldı.
  
Share
Posted in Blog Also tagged , , , , , , , , , |

Derin Nur’un Doğumu

Derin Mutluluk

Telefon çalıp da ilk haberi aldığımda sevinçten yerimde duramadım. Dünyalar güzeli bir kız bebeğin doğumu gerçekleşecekti ve her şeyden öte bu benim ilk doğum fotoğrafçılığı tecrübem olacaktı. Ertesi gün büyük bir heyecanla soluğu hastanede aldım. Odaya çıktığımda karşımda ışıl ışıl gözleriyle bana bakan bir anne ve dünyalar tatlısı, birbirine kenetlenmiş kocaman bir aile vardı. Ellerim tir tir titrerken güler yüzleriyle bana enerji veren bu aile bir anda içimdeki tüm endişeyi alıp götürdü. Elime kamerayı aldığımda hissettiğim tek şey derin bir huzur ve mutluluktu.

Odanın içinde dört dönen babanın heyecanı her hareketinden rahatlıkla görülebiliyordu. Bir yandan eşinin ellerini tutup destek olmaya çalışıyor, bir yandan da kameraya çekiyordu. Odanın içi pembe balonlar ve süslerle bir masaldan farksızdı. Masalın küçük kahramanlarından biri de hiç şüphesiz küçük kardeşdi tabi. Doğum zamanı gelip de Funda göz yaşlarıyla koridorda uğurlanırken ‘Sen de geliyorsun değil mi?’ diye sordu ellerimi tutarak. Korku, endişe, heyecan; duyguları karmakarışıktı belli. Ona destek olmak için elimden geleni yapmaya hazırdım. Son bulduğunu zannettiğim heyecan içimde bir anda tekrar alev aldı. Belli etmemeye çalışıyordum; güçlü olmalıydım. Aslında her zaman metanetli olmamla övünürüm; hatta ailede en güçlü yapıya sahip fertlerden de biriyimdir. Ama tarifi imkansız bu duygu pek söz dinlemiyor.

Funda gözlerimin içine bakarken tüm gücümü topladım. Tabi dedim gülümseyerek; ‘Her şey güzel olacak, yanındayım.’ Doğumhaneye indiğimizde ikimizin de kalbi tek bir şey için atıyordu. Doğumun epidural sezaryan olması bu mutluluğu aynı anda yaşayacak olmamız açısından da önemliydi. Doğum gerçekleşmeye başladığı anda hissettiğim şey, eşi benzeri olmayan, tarifi imkansız bir duyguydu. Her karesinde aşk olan bir duygu. Funda bebeğini kollarının arasına aldığında hayat onun için yeniden başlamış, güneş yeniden doğmuştu. Tabi benim için de; her doğum anında tekrar tekrar hissedeceğim bu duyguyla hayata yeniden başlayacağıma emindim o anda. Ama benim ilk heyecanım ve içimde derin bir iz bırakacak ilk minik prensesim Derin Nur’du. Hoşgeldin Derin Nur…

Share
Posted in Blog Also tagged , , , , , , , , |